Türkiye Üniversitelerinde Uluslararası Ofisler

Bildiğiniz gibi kurumlar alt birimlerini belirlerken ihtiyaçlardan yola çıkmaktadır. Örneğin tüm dünyadaki üniversitelerin öğrenci işleri birimi vardır, çünkü öğrencisi olmayan üniversite yoktur. Ancak toplumsal, ekonomik, politik vb. koşullar değiştikçe üniversitelerin amaçları ve verdikleri hizmetler de değişmekte ve dolayısıyla yeni alt birimlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Tüm dünyada üniversitelerin 3 temel hizmeti olduğu kabul edilmektedir. Bunlar eğitim, araştırma ve topluma hizmettir. Uluslararasılaşma ise kimi tanımlarda bu 3 kavramın da içinden geçen ve üniversitenin bütün bileşenlerini etkileyen bir süreç olarak kabul edilmekte[1]; kimileri tarafından ise üniversitenin tanımına 4.bir misyon olarak eklendiği[2] kabul edilmektedir.

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, üniversitelerde uluslararasılaşma ile ilgili işleri yürütmek için bir alt birim gereksinimi olduğu kaçınılmazdır. Türkiye deneyimine bakıldığında sınırlı sayıda üniversitede uluslararası ofisler Erasmus programından önce kurulmuştur. ODTÜ gibi kuruluş misyonu uluslararası öğrencilere eğitim vermek olan, ilk kuruluşundan itibaren eğitim dili İngilizce olan üniversitelerde uluslararası ofislere olan ihtiyaç Erasmus programından önce başlamıştır. Oysa diğer birçok üniversitede Erasmus programının başlamasıyla beraber uluslararası ofisler kurulmuştur.

Türkiye’deki uluslararası ofisler incelendiğinde çok farklı yapılarda ofisler olduğu görülmektedir. Yüksek öğretimle ilgili birçok karar Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından merkezi olarak belirlenirken; uluslararası ofisler ile ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Öncelikle bu ofislerin hangi üst birime bağlı olduğu konusu muğlak kalmıştır. Kimi üniversitede Rektörlüğe, kimi üniversitede öğrenci işlerine bağlı çalışmaktadırlar. Kimileri sadece Erasmus yapmakta, kimleri Erasmus ve değişim programları, kimileri uluslararası öğrencilerle de ilgilenmekte; kimileri ise Mevlana/ Farabi gibi programları da yürütmektedirler. Personel rejimi bakımından da oldukça farklılaşma söz konusudur. Birçok üniversite iyi İngilizce bilmeleri sebebiyle okutmanlar bu işle görevlendirilmiş, kimi üniversitelerde araştırma görevlisi, kimi üniversitelerde uzman kadroları tahsis edilmiştir.

Uluslararası ofislere akademisyenlerin katılımı da Üniversiteden üniversiteye farklılık göstermektedir. Örneğin kurum koordinatörü Avrupa Komisyonu gözünde kurum temsilcisi gibi görülmekte ve üniversite adına birçok belgeye imza atmaktadır.  Kimi üniversitelerde kurum koordinatörü Rektörlük düzeyinde görev yapmaktadır. Kimi üniversitelerde ise akademisyenlerden uluslararasılaşmaya pozitif bakanlar arasından kurum koordinatörü görevlendirilmektedir. Ancak bazı üniversitelerde ofis çalışanları da kurum koordinatörü olarak atanabilir.

Kurumsal düzeyde Türk yükseköğretim kurumları Avrupa’daki üniversitelerden farklı tecrübelere sahiptirler. Avrupa üniversitelerinde Erasmus programı 1987 yılında başlamışken, Türk üniversiteleri bundan yaklaşık 17 yıl sonra bu programlara dahil olmuşlardır. Bunun yanı sıra, Türk üniversitelerinin çoğu Erasmus programı sayesinde uluslararası ofislerini kurmuşlar ve öğrenci/öğretim elemanı değişimine başlamışlardır. Bu nedenle Türk üniversitelerinin değişim programları anlamında Avrupa üniversitelerinden daha deneyimsiz olduğu söylenebilir.

2015 yılında Bugay Turhan ile birlikte yaptığımız araştırmada 129 uluslararası ofis çalışanına anket uygulamıştık.[3] Bu araştırma genel olarak Türkiye’de uluslararasılaşmanın daha çok akademik ve öğrenci hareketliliği üzerinden gerçekleştiğini, bunda Erasmus Programının önemli bir deneyim alanı yarattığını ortaya koymuştu. Yapılan araştırma, bu alanda deneyim sahibi olan uzmanların, Erasmus ve benzeri programların yapısal sorunlarına da işaret etmişti. Bu yapısal sorunların başında üniversitelerin organizasyon şemaları içerisinde Erasmus Programını yürüten birimlerin konumunun belirsizliği, fiziksel ortam, insan kaynağı, finansal sorunlar gelmekteydi.

Bu araştırmada ortaya çıkan diğer önemli bir tartışma konusu ise, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki farktı. Araştırmaya göre vakıf üniversiteleri çalışanları daha iyi fiziksel koşullara sahip olduklarını belirtmişlerdi. Benzer bir şekilde, devlet üniversiteleri vakıf üniversitelerine göre personel eksikliğinden daha fazla şikayet etmekteydi. Bu sonuçlar iki sebeple açıklanabilir. İlk olarak, devlet üniversitelerin bütçelerinde mali kesinti bulunmaktadır. İkinci olarak, Türkiye’deki yüksek genç nüfus oranından dolayı, devlet üniversiteleri her yıl daha fazla öğrenci kabul etmektedir ve devlet üniversitelerinin çoğunda vakıf üniversitelerinden daha fazla öğrenci bulunmaktadır. Bu nedenle, uluslararası ofislerin, fazla sayıda öğrencinin ihtiyacını karşılamak için yetersiz kaldığı düşünülebilir.

Bu çalışmada sorulan açık uçlu sorulara verilen yanıtlar dikkate alındığında, katılımcıların Türk yükseköğretiminde uluslararasılaşmanın önündeki en önemli engellerden birisi olarak üniversitelerin resmi kurumsal yapılarında uluslararası değişim programlarını yürütecek resmi bir yapının yokluğunu ifade ettikleri görülmekteydi. Üniversitelerin ve YÖK’ün uluslararasılaşmayı stratejik öncelikleri arasında tanımladığı Türkiye gibi bir ülkede buna uygun kurumsal yapının ve insan kaynaklarının bulunmaması ciddi bir tutarsızlık oluşturmaktadır. Bu sebeple üniversitelerin bünyesinde uygun birimlerin oluşturulması ve insan kaynağının tanımlanması için gerekli düzenlemelerin hızla yapılması gerekmektedir. Bu şekilde, Türkiye’de uluslararasılaşma daha kurumsal ve sistematik bir yaklaşımla ele alınmış olacaktır.

Uygulamaların iyileştirilmesi, şüphesiz sonuçların da iyileştirilmesini sağlayacaktır. Değişim programlarında kalite arayışı çerçevesinde bizim elimizden gelen, uygulamalarla ilgili olabildiğince çok çalışma yapmaktır. Uluslararasılaşma ilgili çok sayıda akademik çalışma olmasına rağmen uygulayıcıların fikirlerini alan çok fazla çalışma bulunmamaktadır.

“Uluslararası ofis çalışanları yükseköğretim kurumlarında uluslararasılaşmanın en önemli uygulayıcısıdır.”

Ancak, idari yapıda yeri belli olmayan uluslararası ofislerde çalışanlar da yaptıkları iş ile ilgili yeterli geri bildirim alamamaktadır. Uluslararası ofis çalışanlarının meslektaşlarıyla buluşabileceği, sorunları ve iyi uygulama örneklerini tartışabileceği ortamlara ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak bu sayede çalışanlar mesleğe aidiyet hissedebilecektir.

 

 

[1] Knight, J. (2004) Internationalization remodeled: Definition, approaches and rationales. Journal of Studies in International Education, 8(1), 5-31.

[2] Erdoğan, A. (2014). Türkiye’de yükseköğretimin gündemi için politika önerisi. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 4 (1), pp.1-17.

[3] https://www.researchgate.net/publication/337075681_Mobility_programs’_effects_on_quality_of_internationalization_Erasmus_case_in_Turkey

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir